- G:

Son Gazelhan unutulmadı...

Gazelhanların piri, sıra gecelerinin üstadı Kazancı Bedih’in vefatının üzerinden 20 yıl geçti… Her yıl çeşitli etkinliklerle anılan Kazancı Bedih, bu yıl da unutulmadı. Peki Kazancı Bedih kimdir?...İşte detaylar...

Büyütmek için resme tıklayın

Uzun hava ve türküleriyle tanınan Kazancı Bedih, 19 Ocak 2004’te Şanlıurfa’daki evinde trajik bir şekilde hayatını kaybetmişti. Şanlıurfa’ya özgü gazel okuma geleneğinin son temsilcisi kabul edilen Kazancı Bedih, ardında bıraktığı binlerce eseriyle yâd edilmeye devam ediyor.

URFA’DA MÜZİKLE GEÇEN BİR ÖMÜR…

Asıl adı Bedih Yoluk olan duayen sanatçı, 1929’da Çulhacı Halil ile Zemzem Hanım’ın çocuğu olarak Şanlıurfa’da dünyaya gözlerini açar. Yoksul bir ailenin tek erkek evladı olan Bedih, gençlik yıllarında dönemin kıymetli mesleklerinden olan ‘bakırcılığı’ öğrenir. Uzun yıllar bu mesleği sürdüren Bedih’e işindeki ustalığı dolayısıyla halk arasında ‘Kazancı’ lakabı yakıştırılır.

Küçük yaşlardan itibaren babasıyla birlikte yörede süregelen müzikli toplantılara ve fasıl gecelerine katılan Bedih, müziğe merak sarar. Mukim Tahir, Kel Hamza, Tenekeci Mahmut gibi Urfa’nın büyük ses ve söz ustalarından etkilenen Bedih’in müziğe olan ilgisi artarak devam eder. Ustalardan aldığı bilgi ve destekle tambur, ut ve cümbüş gibi farklı müzik enstrümanlarını çalmayı öğrenir. Başlarda ustalarını büyük bir şevkle takip ve taklit eden Bedih giderek kendi tarzını oluşturur. Yörenin tüm dillerinde söylediği türkülerle Urfalının gönlünde taht kuran usta gazelhan, müziğe olan tutkusunu kendisiyle yapılan röportajlarda şu sözlerle dile getirir:

“Müzik benim için bir merak, yani avcılık gibi bir şey. Avcının merakı neyse benim de müzikle ilgili merakım öyle.”, “Aşkları, en güzel aşkları gazel söylerken cümbüş çalarken yaşadım.”

1948’de askere giden Bedih, 1950’de belediyeye işçi olarak girer. 1975’te emekli olduktan sonra mahalli bir grupla taziyelerde ve mevlitlerde gazel okumaya başlayan sanatçı, çok geçmeden dikkatleri üzerine çeker ve kısa sürede Urfa’da adından söz ettirir.

SESİ ÖZGÜN, MESAJLARI EVRENSELDİR!

Divan edebiyatında çığır açan Fuzuli ve Nabi gibi büyük şairlerin gazellerini seslendiren Kazancı Bedih, eleştirel ve didaktik bir söyleyişi benimser. Davudi ve yanık sesiyle okuduğu gazelleri, kendine has bir üslupla yorumlar. Bir güfteyi farklı makamlarda icra edebilme maharetine sahip olan duayen isim, sesinin rengiyle de müstesna biridir. Hayata dair hikmet ve hicivlerin sık görüldüğü eserlerinde dili eski olsa da mesajları daima yeni, açık ve anlaşılırdır. Bestelediği gazellerde hayatın zorluklarına sitem eden büyük usta, dervişane bir tarzda ilahi aşkı yücelterek düşünmeyi ve güzelliği öğütler.

SIRA GECELERİNİ TÜM TÜRKİYE’YE TANITTI

Memleket meseleleri üzerinde muhabbet ve istişarelerin yapıldığı, edebiyatın, musikinin ve çeşitli oyunların yer aldığı sıra geceleri, tarihi 200 yıl öncesine dayanan Urfa’daki eski bir halk geleneği. Kazancı Bedih, Urfa’da uzun yıllar boyunca sıra gecelerinin vazgeçilmez kişisi olarak kabul görmüş ve bu gecelerle adeta özdeşleşmiştir. 1990’larda çeşitli tarihlerde İbrahim Tatlıses’in şov programına konuk olan Bedih, sıra gecelerinde okuduğu türküleri ve gazelleri seslendirir. Bu durum, birçok ulusal televizyon yapımcısının ve müzik şirketinin ilgisini çeker. Kazancı Bedih, böylelikle Urfa’nın kültür hayatında önemli bir yere sahip olan, bir meclis ve mektep niteliğindeki ‘sıra geceleri’nin Türkiye çapında bilinmesinde büyük rol oynar. Bu sayede sıra geceleri, hem yurtiçinde hem yurtdışında birçok etkinliğe katılma imkânı bulur.

ÇOK GEÇ FARK EDİLİR

İbrahim Tatlıses’in programlarındaki performansıyla ses getiren Kazancı Bedih, 1996’da Yavuz Turgul’un yönettiği ve Şener Şen’in başrolde oynadığı ‘Eşkıya’ filmindeki müzikleriyle daha büyük şöhrete kavuşur. Bu tarihten sonra plakçıların ısrarı üzerine çok sayıda plak yapar. Öte yandan büyük gazelhan, 2001’de ‘Nemrut’un kızı’ adlı şarkıyı Mahsun Kırmızıgül ile yorumlar. Eserin klibi, sanatçının vefatının ardından çekilir ve büyük ilgi görür. Taklit edilemez sesiyle olduğu gibi içtenliği ve mütevazı duruşuyla da halkın sevgisini kazanan Bedih, 1997’den sonra Urfa’da ve müzik çevrelerinde ‘Pir’ diye anılmaya başlar. Unutulmaz sanatçı, 2003’te yaptığı bir açıklamada: “Kazancılık mesleğini özledim, gençlerin de önünün açılması gerektiğine inanıyorum. 70 yaşından sonra yakaladığım şöhret, benim için önemli değil.” diyerek sanat hayatına son verir ve Urfa Bakırcılar Çarşısındaki dükkânına geri döner.

GÖNÜLLERE SIĞMAYAN ‘PİR’ BİR KABRE SIĞAR…

Hala hüzünle hatırlanan Kazancı Bedih, seslendirdiği bir gazelde tüm dünyaya hükmetse de insan için ölümün ve unutulmanın kaçınılmaz bir son olduğunu şu çarpıcı beyitle ifade eder:

“Cihana sığmamışken bir mezara sığdı İskender. Varıp baksan o da şimdi yıkık bir gare dönmüştür.”

Söylediği türkülerde geçen “ dünya gözümde kerbeladır” ve “bin yıl da olsa dünyanın işi bitmez, hazineler kazansan kefene cep dikilmez” gibi dizelerle yaşam ve ölüm karşısındaki tutumunu ortaya koyan Kazancı Bedih, eşiyle birlikte 19 Ocak 2004’te Şanlıurfa’daki evinde uyudukları sırada katalitik sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybeder. Vefatı, başta Urfa olmak üzere tüm sanat camiasını yasa boğar. Kazancı Bedih’in bu şekildeki feci ölümü yıllar geçse de unutulmaz ve buna birçok çalışmada yer verilir.

Ünlü yönetmen, senarist ve şair Yılmaz Erdoğan, geçtiğimiz yıl yayınladığı ‘Bin Aşk Yılı Uzakta’ adlı kitabında büyük ustayı ve trajik ölümünü şu şiiriyle tekrar hatırlatır:

“Ok değmiş neylersin... Yaram sızlar... Tükenir nakdi ömrümün... Dilin sermayesi bir ah kalır... Katalitik ile ısınır Kazancı Bedih... Dumanla zehirlenen bir ozanın... Kanasa da yüzünün çizgileri... Yansa da bağlamayı üzen elleri... Zalim, kahpe, kelek... İşte her ne hal ise felek!”

Yine bir diğer ünlü edebiyatçı yazar Hasan Ali Toptaş da, ‘Harfler ve Notalar’ adlı kitabında Kazancı Bedih’in yoksullukla geçen hayatını ve ölümünü şu satırlarla anlatır:

“19 Ocak’ta, Şanlıurfa’nın yetiştirdiği en ünlü gazelhanlardan birini, Kazancı Bedih’i kaybettik. İki bine yakın kayda imza attığı halde geçimini sağlamak için küçük bir dükkânda çaydanlık ve cezve tamir eden Kazancı Bedih’i. Hem de tuhaf bir şekilde kaybettik. Küçücük evinde, katalitik sobadan sızan gaz nedeniyle.”

Editör: VEDAT AK

20 Oca 2024 - 16:29 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Edessa TV Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Edessa TV hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Edessa TV editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Edessa TV değil haberi geçen ajanstır.